Geçtiğimiz günlerde ‘CHP’nin esas meselesinin bir dış politikasının olup-olmaması değil, Türkiye’nin dış politikasına ecnebi başkentlerden bakıyor olmasını’ değerlendirmiştim. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu CHP’yi ele geçirdikten sonra bu sistem CHP’de oturmuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP’yi ele geçiren Özgür Özel ile de aynen devam ediyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politikada akıl hocası Ünal Çeviköz idi. Özgür Özel’in ise şimdi Namık Tan… Her ikisi de aynı fabrikanın üretimi gibiler... Bu ikili bir gün olsun CHP Genel Başkanlarını Ankara merkezli yönlendirmedi. Belli ki bu CHP Genel Başkanlarının da Ankara merkezli bakma gibi bir derdi hiç olmadı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun akıl hocası Ünal Çeviköz biliyorsunuz yaklaşık 30 yıldır Ermeni işgalinde olan Karabağ’ın Türkiye destekli işgalden kurtarılmasını Erivan pençesinden “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor.” şeklinde değerlendirmişti. Ünal Çeviköz, YPG konusunda da Ankara merkezli bakamıyor ve terör örgütlerine kılıf bulmaya çalışıyordu. Mesela PYD tüzüğünde "18 yaşını dolduran kişi Önder Apo'nun demokratik uygarlık çizgisine, parti programına ve yönetmeliğine inanır ve yaşamına uygular."  şeklinde bir madde bulunduğu haldediyordu ki; Türkiye’nin de PYD/YPG bileşkesi şeklinde kullandığı ifadenin bir ayrıma ihtiyaç göstermesi gerektiğine inanıyoruz. O da şudur; PYD bildiğiniz gibi siyasi bir oluşumdur.” 

Yani “PYD meşru” diyor. Fakat bu tür kafaların etkisinde çok kalan Kemal Kılıçdaroğlu YPG’yi bile “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” şeklinde tarif ediyordu.

Ünal Çeviköz’ün “Türkiye’nin YPG’yi vurmasını IŞİD’e alan açmak olarak yorumlayacaklardır. Sonuçlarının ne olacağını kestirmenin mümkün olmadığı bir adım atmış durumdayız” şeklindeki aklıyla hareket eden CHP, terör örgütü YPG’ye yapılacak operasyonlara karşı çıkmış ve terör örgütü PYD/YPG’nin Suriye sınırımızda devlet kurmasını da istemişti. Ünal Çeviköz ile ilgili CHP içinde vereceğimiz örneğimiz çok da, o piyasadan çekildi, şimdi onun benzer versiyonu Namık Tan sahnede…

Namık Tan; CHP İstanbul Milletvekili ve CHP Genel Başkan Başdanışmanı olarak Özgür Özel’in yanına eklemlendi.

Namık Tan Türkiye’yi ilgilendiren hangi olay olursa olsun muhakkak ecnebi başkent gözlüğünü takan ve o bakış açısıyla olayları değerlendiren birisi...

Namık Tan, kimin hesabına çalışıyorsa emin olun o kişi her konuda Türkiye’nin karşısında duruş sahibidir.

Namık Tan’ı da CHP’de milletvekili yapan Kemal Kılıçdaroğlu idi. O CHP’nin başından paket olunca kullanım hakları Özgür Özel’e geçti.

Namık Tan da başkalaşmış, genetiği bozulmuş CHP’de misyonunu sürdürüyor ve çok hızlı gidiyor. Ünal Çeviköz’ün misyonunu bu zat en yüksek seviyeye çıkardı. Hiç kimse Ünal Çeviköz nerede diye onu aramayacak bir nokta bu… Artık Namık Tan var… Adeta ABD’nin sesi, İsrail’in sesi, Rum’un sesi, Ermeni’nin sesi… Türk’ün dışında herkesin sesi olmak için siyasetin hoparlörü gibi o da sahnede yerini aldı.

Namık Tan“Yeri geldi, Osmanlı’yı ihya hayalleri kurdu. Sınır ötesi harekatlarla yetinmedi. Deniz aşırı maceralara yeltendi. Bir ara tutturduğu Mavi Vatan masalından o da koşulların zorlamasıyla…” cümleleriyle “Mavi Vatanı masal”gördüğünü ifade ederek bir kez daha kendisini net bir şekilde deşifre etmiş bir misyoncudur.

Kendisini CHP’de milletvekili yapan Kemal Kılıçdaroğlu da “Mavi Vatan” konusunda önce “Doğu Akdeniz’de zengin petrol var. Doğal gaz yatakları var. Amerika orada, Yunanistan orada, Kıbrıs Rum Yönetimi orada, Mısır orada, Katar orada, hepsi orada. Bir tek devlet yok, Türkiye. Niye yok?” demiş, daha sonrada Türk devleti ve hükümetinin Mavi Vatan projesinin sağlam adımlarla gittiğini görmesiyle birlikte bu sefer ruhuna Namık Tan girmişçesine “Libya’da ne işimiz var?” demişti.

Namık Tan’ın Türkiye’nin meselelerine bakış açısı ve sicili oldukça bozuk... Hiç Ankara merkezli bakamıyor. Mesele Türkiye’nin menfaatleri olunca anında gözleri yakını-uzağı göremez oluyor.

Konu terörle mücadele olunca hemen “Ancak” eklemeli ve “hedefi belirsiz” diyerek şöyle gölgelemeye çalışıyor:

"Diğer iki komşumuz Suriye ve Irak’ta da askeri varlığımız bulunuyor. Kimse terörle mücadeleye karşı çıkıyor değil. Ancak siyasal hedefi belirsiz askeri harekâtların diplomatik sonuçlarının orta ve uzun vadede kazanım olmadığını her halde öğrenmiş olmalıyız. Sonuçlarının orta ve uzun vadede kazanım olmadığını her halde öğrenmiş olmalıyız. “

Konu KKTC olunca da hemen “federasyonlu” şu cümleyi kuruyor: “Biz kabul etmesek de Avrupa Birliği’nin yolu Kıbrıs’tan geçiyor. Çözüme yönelik BM parametreleri özetle iki toplumlu, iki bölgeli ama yeni bir federasyon öngörüyor. Bizim bunu tek taraflı çöpe atmamız ikna edici olmuyor.”

Yani mealen diyor ki “KKTC'den vazgeçelim ve ordumuzu geri çekelim”. Kıbrıs için bunu çözüm diye sunanın, “Mavi Vatan masal” diyenin elbette bakış açısını geliştiren ABD, İsrail ve Yunanistan başkentleridir. Tel Aviv ve Washington Büyükelçiliği yapmış birini demek ki, Türkiye karşısında bir hayli dönüştürmüşler… Atina Büyükelçiliği de yapsa tam olacaktı.

ABD'nin gölge dışişleri birimi CFR'nin Türkiye şubesi olan GİF'in üyesi olan Namık Tan, deşifre olmuş birisidir. O yüzden milli meselelerde yabancı başkentlerin sesi olması tesadüf değil.

Eski büyükelçi Namık Tan'ın, Türkiye ve ABD arasında Rusya'dan alınacak S-400 füze savunma sistemiyle ilgili yine ABD penceresinden bakarak "S-400 meselesine hamaset zemininde yaklaşmak bize kaybettirir" demişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan onunla ilgili "Bunlar ihanet içindeler. Sen bu milletin ekmeğini yiyeceksin, büyükelçilik yapacaksın ondan sonra terbiyesizce açıklama yapacaksın" demişti.

MHP Lideri Devlet Bahçeli de İsrail yanlısı açıklamalar yapan ve atmosfer oluşturmaya çalışan Namık Tan’a geçmişte “Daha kötüsü ise, Özgür Bey’in yanından hiç ayırmadığı, ikili görüşmeleri kimlerin namına kayıt altına aldığı meçhul ve muamma olan bir eski büyükelçinin milli gerçeklerle çatışan sözleridir.

Hükümetin İsrail ve ABD karşısında ortaya koyduğu tavrı, Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesine ihanet sayan, Türkiye’nin güvenlik kaygısını saçma bulan malum süzülmüş monşerin İsrail’in diplomatik misyon temsilcisi gibi konuşması şayet mankurtluk değilse, biliniz ki müptezelliğin daniskasıdır.” açıklaması yaparak haddini bildirmişti.

ABD ve İsrail’in sesi olma konusunda hiç taviz vermeyen Namık Tan, şimdi de Türkiye’yi Suriye’deki gelişmeler üzerinden suçlamaya ve İsrail’i güçlü göstermeye çalışmaktadır.

Namık Tan, “Erdoğan'ın basiretsizliği sonucu İsrail, Suriye’de en büyük kazanan oldu, Golan Tepeleri’ndeki işgalini genişletti, 400’ün üzerinde hedefi vurarak Suriye silahlı kuvvetlerini sıfırla çarptı…” demiş… Tel Aviv ve Washington’un sesi olan çokbilmiş Namık Tan, söyle bakalım İsrail nasıl kazanan olmuş? Bize bunu tüm ayrıntılarıyla anlatır mısın? Beşar Esad devrilmeden önce yani son bir yıl içinde İsrail defalarca Suriye’yi bombalamadı mı? İsrail Suriye’ye dokunamıyordu da Beşar Esad devrilince mi bombalamaya başladı?

Madem bugün İsrail’in Suriye’deki bombalamalarından rahatsız rolü oynuyorsun, bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki vahşetlerine, bölgedeki hedeflerine, Türkiye’ye yönelik düşmanlık ifadelerine tepki göstermiş Türkiye’nin karşısında niçin cinnet geçiriyordun Namık Tan?

Türkiye’nin tepkilerine “hezeyan”, İsrail’in vahşetlerine tepki gösterenlere “Yanaşma kalabalıklar” ve “İsrail’in egemenliğine saygı duyulmalı” diyen sen değil miydin? 

ABD ve İsrail’in Türkiye’ye yönelik tehditleri için “Türkiye bir NATO ülkesidir, 72 yıldır mensubu olduğu bu ittifakın müşterek güvenlik ve caydırıcılık şemsiyesi altındadır. Böyle bir ülkenin güvenlik kaygısı olmamıştır, olamaz. Aksini ileri sürmek ayıptır, düpedüz saçmalıktır.’ diyen sen değil misin? Güvenlik tehlikesi yoksa İsrail ve ABD hem bizim sınırımızdaki terör örgütü YPG’yi niçin destekliyor? İsrail niçin Suriye’de bazı yerleri işgal ederek ilerliyor? 

Ulan bir dediğin, diğerini tutmuyor. 

Asıl seni Büyükelçi yapan sistemi sorgulamak lazım. Kim bilir arka planda neler çıkacak?

Bugün “Suriye’de kazanan İsrail” diyorsun ama İsrail ile savaşan Hamas’a sahip çıkan Türkiye’yi de “Hükümet, Hamas’ın mezhep ve ideolojik çizgisine göre kendi siyasetini belirlemeye çalıştı. Hamas, büyük bir aymazlıkla “Kuvayı Milliye” ve “Anadolu’nun savunucusu” ilan edildi. Sünni ve Müslüman Kardeşler bağlantılı İsmail Haniye için resmi yas ilan edildi, bayraklar yarıya indirildi, selâlar okutuldu, gıyabi cenaze namazı kılındı.” şeklinde suçluyordun?

Namık Tan herhalde “hem ayranım dökülmesin hem yoğurdum ekşimesin” diyorsun.

Namık Tan, İsrail’in Golan tepelerini işgal etmesine çok mu üzülüyorsun? 

Hadi yiğidim, İsrail’in bir dostu olarak Golan Tepelerine çık “Ey dostum İsrail, bu işgali bitirmezseniz kendimi yakarım” diye haykır. Ya da daha da sertleşerek komando elbiselerini giy, İsrail askerlerine karşı gerilla savaşına giriş… Hangisini yaparsın?

Tan ağarmadan Golan Tepelerine bekleniyorsun Namık Tan…

Hem İsrail tarafındasın hem Türkiye’nin İsrail’e karşı mücadele etmesinden rahatsızsın hem de Suriye’de İsrail’in taşeronu PKK’ya karşı mücadele verilip, topraklar işgalden temizlenirken “Suriye’de kazanan İsrail” demektesin. 

Hadi itiraf et asıl temennin İsrail’in zaferi değil mi?

ABD ve İsrail tarafından karakol amiri gibi CHP’ye atanan Namık Tan dikkat et hem ayranın dökülür hem yoğurdun ekşir…

Conilerin, Siyonistlerin gurur duyduğu Namık Tan fazlasıyla deşifre olmuş adamsın. Daha fazla rol yapmaya çalışma… En azından bizi aldatmaya yetmiyor rollerin!