İstanbul Büyükşehir Belediyesi, toplu taşıma ücretlerine %35 zam yaparak, halkın sabır testini bir üst seviyeye taşıdı.  

Tebrikler İBB!  

Artık İstanbul’da toplu taşıma, maaşımızdan büyük bir dilim koparan bir "statü sembolü" haline geldi.  

Şimdi metrobüste yer bulmanın değil, bilet alabilmenin mücadelesini vereceğiz. 

Önce bir tebrik edelim.  

Başardınız!  

İnsanlar toplu taşımaya binmeden önce "Bunu gerçekten göze almalı mıyım?" diye düşünecek hale geldi.  

Ulaşımı kitlelere erişilmez kılmak mıydı vizyonunuz?  

Yoksa metrobüste yer bulamayan vatandaşın, "Bir de bu zamma maruz kaldım" diye içten içe yanmasını izlemek mi? 

"Zam neden yapıldı?" diye soracak olursanız, muhtemelen açıklamalar şu şekilde olur: “Artan maliyetler, dünya piyasaları, enflasyon... 

” Tamam da arkadaş, biz ne zaman "düşen maliyetlerin yansımasını" gördük?  

Mazot ucuzladığında fiyat düşmüyor, ama mazot pahalandı mı basıyorlar zammı.  

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? 

Şimdi düşünelim: Bir vatandaş, günlük 27 TL’lik ulaşım masrafıyla işe gidip gelmek için ayda 1.650 TL ödüyor. Asgari ücretle geçinen birinin maaşının takriben % 10 nu yolda buharlaşıyor. Ama durun, çözüm hazır: “Yürüyün!” Hem sağlık, hem tasarruf, hem de İBB’ye destek. Harika değil mi? 

Peki bu zam karşılığında ne alıyoruz? Tıklım tıklım metrobüsler, nefes almanın hayal olduğu otobüsler ve çalışmayı unutan klimalar. Her sabah işe giderken bir toplu taşıma aracında "yavaş pişirilen insan kebabı" olarak gününüze başlıyorsunuz.  

Yani aslında bu zam bir tür "lüks vergi" olabilir. 

 Çünkü bu kadar sıkışıklığın içinde oturabilmek, artık lüks bir deneyim sayılıyor. 

Zammın tek güzel tarafı, toplu taşımada uzun süredir görmediğimiz "bilet basan insan" figürünün geri dönmesi olacak. Zira herkes İstanbul kart’ını bir kenara atıp, “Bu ay toplu taşıma bütçesi yok, kusura bakmayın!” demeye başlayacak.  

Belki de İBB’nin asıl planı, toplu taşımayı boşaltarak araçlara ferahlık katmak. Bravo! Dahi bir plan. 

Sonuç mu?  

İstanbul halkı için yeni bir dönem başladı.  

Artık toplu taşıma araçlarına binmek, bir ihtiyaç değil, bir ayrıcalık.  

Bu yüzden İBB’ye kocaman bir alkış!  

Halkın bütçesine dokunmadan, ceplerimize kadar inip bizi “Ne kadar dayanabiliriz?” sorusuyla baş başa bırakıyorsunuz.  

Ama unutmayın, halk bu zamlara değil, size güle güle demeyi daha çok bekliyor.