CHP’nin “Kırmızı Kart” kampanyası, siyaseti bir futbol maçına çevirmeye çalışarak, muhalefet arenasında “kendi kalesine gol atma sanatı” konusunda yeni bir çığır açtı. Görünüşe göre, partide birileri “Ne yapalım da gündem olalım?” diye düşünmüş ve çözümü mahalle arasındaki futbol turnuvasından devşirmiş. Sonuç mu? Ortada ne oyun var, ne de seyirciyi tribünde tutacak bir heyecan.

“Kırmızı Kart” mı, “Kırmızı Çizgi” mi?
CHP’nin kırmızı kartla neyi hedeflediği hâlâ tam olarak anlaşılamadı. Eğer amaç, hükümeti eleştirmekse, bunu gerçekten yapabildiklerini söylemek zor. Kampanyanın mesajı, “Hakem biziz, sizi oyundan atıyoruz” gibi basit bir düzlemde sıkışmış. Ancak, seyirciler olarak ne penaltı pozisyonu gördük ne de net bir faul. Ortada ne bir oyun analizi var, ne de sahaya sürülen güçlü bir taktik. Sadece düdük çalınıyor ve herkesin alkışlaması bekleniyor.

CHP’nin bu hamlesi, “kırmızı çizgi” meselesini de akıllara getiriyor. Malum, seçmenin büyük bir kısmı artık “Boş lafı geçelim, ne yapacaksınız?” diye sormaya başladı. Ancak CHP’nin yanıtı, sanki bir futbol sahasının ortasında dönüp dolaşan topla aynı: “Bir yere varamıyoruz, ama en azından ortadayız.”

Kampanya mı, Taraftar Grubu Anonsu mu?
Kampanyanın dili ve üslubu, ciddi bir politik mesaj vermekten çok, mahalle kahvesinde oturup maç izleyen amcaların muhabbetine benziyor. Futbol metaforları kullanarak geniş kitlelere hitap etmeye çalışmak belki mantıklı bir fikir gibi görünebilir. Ancak burada ciddi bir sorun var: Futbol tutkunlarının çoğu, politik eleştiri için değil, Messi’nin kaç gol attığını konuşmak için ekrana bakıyor. Kaldı ki, genç seçmene hitap etmek istiyorsanız, önce onların gündemini anlamanız gerek. Bugün gençler, futbol yerine sosyal medyada gündem olan bir “trend” peşinde. Onlara “kırmızı kart” göstermek, “Biz sizi hiç anlamıyoruz” demekten başka bir şey değil.

Semboller Sembolizme Karşı
Kırmızı kart metaforunun bu kadar basit bir şekilde kullanılması, siyasette sembollerin nasıl anlam yitirdiğinin güzel bir örneği. Tarih boyunca semboller, derin anlamlar taşımıştır. Ama CHP’nin kırmızı kartı, sanki mahalledeki çocukların bir karton parçasını boyayıp “Hakem olduk!” diyerek oyuna dalması gibi bir his yaratıyor. Bu kadar derinliksiz ve plansız bir yaklaşım, sembolizmin gücünü tamamen tüketiyor.

Sahada Taktik Yok
Kırmızı kart gösteriyorsunuz, peki sonra ne olacak? Oyuncu atıldı diyelim; yerine kim girecek? Yeni bir oyun planınız var mı? Saha kenarından taktik veren biri var mı? CHP’nin bu kampanyası, oyuna dair herhangi bir vizyon ortaya koymadığı için, seçmen gözünde tamamen anlamsız kalıyor. İnsanlar, sadece eleştiri değil, bir yol haritası görmek istiyor. Ama CHP’nin bu kampanyası, sanki maç öncesinde taktik tahtasında hiçbir şey yazılmamış gibi.

 “VAR” Bile Karar Veremedi
CHP’nin “Kırmızı Kart” kampanyası, siyaset sahnesinde bir yenilikten çok, “Ben de buradayım!” diye bağıran bir figüran gibi.

Futbol sahasında olup biteni anlamaya çalışan seçmenler, bu hamlenin nereden geldiğini çözmeye çalışırken, kampanya bir anda gündemden düştü.

Hakem çağırıyor ama tribünler boş.

Şimdi CHP’nin yapması gereken şey, gerçekten sahaya inip, oyun kuracak bir plan yapmak.

Yoksa maçın sonunda “Hep iyi niyetliydik ama yine kaybettik” demek dışında bir şey yapamayacaklar.